ümit yaşar oğuzcan


   Çaresizlik ne acı değil mi? Hepimizin çaresiz hissettiği zamanlar var. Kimimiz için bir andan ibaret olan bu duygu kimimiz içinse tüm yaşamımızı etkiliyor. Sorunları içinden çıkılamaz hale gelen ve çaresizlik içinde yaşam süren çoğu insan, yanlış psikolojiye kapılıp çözümü intihar etmekte bulabiliyor. Kimimiz ölmeyi bile başaramıyor tıpkı Ümit Yaşar Oğuzcan gibi... Bu yazımda bu çaresizlikleri yaşayan "İntihar Şairleri" adlı kitapta da söz edilen Ümit Yaşar Oğuzcan' dan bahsedeceğim.



“Ümitsizlikti insanı çaresiz yapan.” 

                                    Charles Bukowski  
       
   Doğduğumuz andan itibaren bize verilen bu hayat her insan için aynı geçmiyor maalesef. Her insan eşit şartlarda yaşayamıyor. Kimimiz geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor, kimimiz hastalık, kimimiz yetim-öksüz, sevgisiz büyümek zorunda kalıyor. Aslında en mükemmel görünen hayatlarda bile ne  sorunlar ,dertler olabileceğini fark edemiyoruz çoğu zaman. 

  İşte bu dertlerden biri olan geçim derdi yaşayan bir ailede geldi dünyaya Ümit Yaşar Oğuzcan... İçine kapanık, mutsuz, çaresiz büyüdü. Aşık oldu, başka kadınla zorla evlendirildi. Hayata hep çaresiz baktı. En güzel aşk şiirlerini, en güzel melankolik şiirleri yazdı. İçinde bulunduğu durumlara katlanamayarak, tam 24 kez intihar girişiminde bulundu. Fakat her birinde farklı sebeplerle bir şekilde hayatta kaldı. Sürekli ölmek fikri vardı kafasında. Ailesi bu durum karşısında oldukça üzgündü. Kendisi gibi dönemin ünlü şairlerinden olan babası Lütfü Oğuzcan oğlunun durumuna üzüntüsünü şu dizelerle dile getirmişti ;

Bak bu dünya ne güzel, bu sitem niye.
Ettim ben adımı sana hediye.
Mutluyum ey oğul babanım diye,
Çarptırma hicvinle cezaya beni.

  Ümit Yaşar Oğuzcan, belki de bir ölüm seviciydi. Bu özellikleri onun "İntihar Şairleri" sıfatına girmesini sağladı. ''Yaşamdan çok ölümü seviyorum" sözlerini sürekli dile getirirdi.. Bu durumda sürekli intihar ile sonuçlanıyordu. İstemeden evlendirildiği eşinden Vedat isminde bir oğlu dünyaya geldi. Oğlu Vedat 18 yaşına kadar sürekli babasının depresif ve karamsar kişiliğine şahitlik ederek büyüdü. Babasının sayısız intihar girişimine tanıklık etti. Tüm bu olanlara dayanamayan Vedat Oğuzcan, babasını cezalandırmak isteyerek ona nasıl intihar edileceğini öğretti..

  Vedat henüz 18 yaşındayken, bir fincan kahve ardından bir fincan konyak içerek kendisini Galata Kulesinin tepesinden aşağıya bıraktı.. Gencecik yaşında kendini ölüme sürüklemek, babasına vermiş olduğu en büyük cezaydı. Bir rivayete göre de bir not bırakmıştı giderken babasına, '' Baba intihar öyle edilmez, böyle edilir''. Bu kuşkusuz bir babanın en acılı imtihanıydı. Gariptir ki oğlunun vefatından sonra Ümit Yaşar Oğuzcan, intihar girişimlerine son verdi ve zamanı geldiğinde eceli ile vefat etti.. Sanırım oğlunun ölümünden sonra o da kendini yaşayarak cezalandırmış olmalı.. Oğlunun vefatından sonra çok sevdiği Galata Kulesi'nin önünden bir daha geçmemiş ve ''Galata Kulesi'' isimli şiiri kaleme almıştır. Yazımı bu eşsiz dizelerle bitirmek istiyorum. Sevgilerle..

6 Haziran 1973, pırıl pırıl bir yaz günüydü,
aydınlıktı, güzeldi dünya,
bir adam düştü o gün galata kulesinden.

kendini bir anda bıraktı boşluğa;

ömrünün baharında, bütün umutlarıyla birlikte paramparça oldu.

bir adam düştü galata kulesinden;

bu adam benim oğlumdu gencecikti Vedat,

ışıl ışıldı gözleri, içi,

bütün insanlar için sevgiyle doluydu

çıktı apansız o dönülmez yolculuğa

kendini bir anda bıraktı boşluğa,

söndü güneş, karardı yeryüzü bütün zaman durdu.

bir adam düştü galata kulesinden

bu adam benim oğlumdu; açarken ufkunda güller alevden,

çıktı, her günkü gibi gülerek evden,

kimseye belli etmedi içindeki yangını

yürüdü, kendinden emin sonsuzluğa doğru.

galata kulesinde bekliyordu ecel,
bir fincan kahve, bir kadeh konyak,
ölüm yolcusunun son arzusuydu bu,
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu.
küçücüktü bir zaman,
kucağıma alır ninniler söylerdim ona,
uyu oğlum, uyu oğlum, ninni.
bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat.
6 haziran 1973 galata kulesinden bir adam attı kendini;
bu nankör insanlara bu kalleş dünyaya inat,
şimdi yine bir ninni söylüyorum ona,
uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.

34 Yorumlar

  1. intihar eden yazarlar hakkında bir yazını okumak isterim

    YanıtlayınSil
  2. "beni kör kuyularda ışıksız bıraktın." daha ne denilebilir ki evlat acısı için

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız.Allah kimseye yaşatmasın.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat dizeleri çok etkilemişti beni.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. beni de oyle çok etkiledi o dize. Teşekkür ederimm:)

      Sil
  4. Şahsen kendi çapında kitap okuyan biriyim ama utanarak söylüyorum hiç şiir kitabı okumadım. Bir edebiyat öğrencisi olarak sizce nereden başlamalıyım. Bu arada blog dünyasına hoşgeldiniz. Yolunuz uzin ve zorluklarla dolu. Bakalım ne kadar dayanacaksınız. Bu yorumlarimlarimiz zamanla silinip gitmez umarım. :) profesorungunlugu.com 'a beklerim. Sizinde düşünceleriniz benim için önemli.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. şiir herkeste farlılık gosteren bir türdür.Size yardımcı olabilmem için oncelikle ne tür sevdigınızı ogrenmem gerek. ben kendi adıma konuşayım orhan veli kanık cahit külebi ve cahit sıtkı tarancı nazım hikmet ran benim hayran olduğum şairlerdir.Bir göz atın isterseniz.Umarım dediğiniz gibi olur çok teşekkür ederim. Sayfanıza mutluka göz atıcam. SEVGİLERLE..

      Sil
  5. Kalbimde bir sızı hissettim bu dizeleri okurken... Evlat acısından daha acı ne olabilir ki?
    Bize böyle harika dizeler okuma şansı verdiğiniz için de size çok teşekkür ediyorum. Kendinize çok iyi bakın musmutlu kalın!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. bu güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim. Sizde kendinize çok iyi bakın mutlu günler dilerimm :)

      Sil
  6. of ya o ne hayat öyle, ne acılı hayatmış yaaa.

    YanıtlayınSil
  7. hayat ağlıyoruz sende ağlat bizi yaren
    https://islekbox.blogspot.com

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Üzgünüm ama acı da olsa bilmek, tanımak güzel..

      Sil
  8. Anne ve babalar farkında olmasa da çocuklarının hayatını şekillendiriyorlar.

    YanıtlayınSil
  9. Yaşamları anlamak bizim için zor bir süreç, çünkü herkes kendi penceresinden bakıyor. Kim bilir ne yaşadı da
    Bu sözü söyledi:

    "Yaşamdan çok ölümü seviyorum"

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çocukluk dönemi kişiyi şekillendiriyor.Ne yaşadığı bilemesekte zor oldugu ve etkilendiği kesin maalesef.

      Sil
  10. Herkes intiharı bir ya da bir çok kez düşünmüştür, kimisi daha cesur oluyor. Herkesi tutan bir şeyler oluyor. Hep hayata bağlanan noktalarımız olmasını diliyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet her insan hemen hemen düşünmüştür intiharı. Umuyorum dediğiniz gibi her bireyi hayata bağlayan noktalar olur. Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Uykuların kaçar geceleri, Bir türlü sabah olmayı bilmez geçmiş zamana gittik geldik

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yüreğinize dokunabildiysem ne mutlu bana çok teşekkür ederim :)

      Sil
  12. of çok kötü bir adam bundan kötü ne yaşayabilir ki:(

    YanıtlayınSil
  13. Sayfanızı takibe aldım merhaba

    YanıtlayınSil
  14. Çok güzel bir anlatımınız var. Ayrıca sayenizde Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bilmediğim yönlerini tanımış oldum, teşekkürler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek, asıl ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için :)

      Sil
  15. Ah yazı aktı gitti ne hayatlar var

    YanıtlayınSil
  16. Ümit Yaşar Oğuzcan'a dair onlarca alıntı, şiir okudum ama bir gün bir şiir kitabını okumak nasip olmadı henüz. İnşallah bu yazıdan sonra en kısa zamanda okuyacağım. Bana bunu şairin bu yönünü de anımsattığınız için teşekkür ederim. Güzel bir yazıydı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana o zaman asıl ben teşekkür ederimm :)

      Sil
  17. İçim ürperdi. Ellerine sağlık. Bu Arada seni miledim
    https://histasyon.com/bir-garip-kitap-mimi/ saygılar..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet gördüm, en kısa zamanda yanıtlayacağım. Sevgiler :)

      Sil

Yorum Gönderme

Daha yeni Daha eski